DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 32°C
Parçalı Bulutlu

BELEMİR

20.06.2020
285
A+
A-

Ekin, rüzgâr vurdukça bayraklaşıyor birden,
Dalgalanıyor içten, rahmet yüklenmiş tarla.
Uzaklarda kurganlar, oturdukları yerden
Kıyâm eyliyor tekmil, avâza nesir nesir…
Ne zaman yalnız kalsam o mağrur şarkılarla
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Açıyor beliğini hangi çiçeğe baksam,
Hangi dilden konuşsam işliyor peteğini.
Atfı aşktan ibaret alelade bir akşam
Sen tehir etme, çık, gel, o mis kokunu getir…
Kaldırınca o anaç yamaçlar eteğini
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Göğü şahlandırıyor göğsümü yırtan niyaz;
Her besmele isyandır, sabırsız her yiğitte.
Utanma, bağrıma düş, bağrımdaki imtiyaz
Nice eşkıya tutar, nice pusu çökertir.
Ak kılın kara kıldan ayrıldığı vakitte
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Gelinlik kız misâli ırgalanıyor savak,
Dereler yatağından haylazca taştığında.
İmdatsız direniyor sulağına akkavak,
Sarı alıç, kızıl nar, gök çınar, kara incir…
Çayır, çebiç boyunu tüylenip aştığında
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Ağaçlar süvâridir, dallar çelikten çengel;
Gövdesinde kutsuyor, köküyle sürdüğünü…
Gün elini çekmeden, tepeyi aşmadan gel,
Dağların kasığına yeşilini sen giydir:
Hatmediyor zeytunlar, her sabah gördüğünü
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Kalem kâğıt kimdendir, nicedir hâl-î ârif;
Bağım bahçem üryandır, yolum yolağım nurlu.
Şu üzüm salkımları ellerin kadar zarif,
Her bir tanesi tebliğ, her biri kutlu emir.
Elçiler toplanıyor topraktan allı morlu
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Çoban ateşlerinde tembihleniyor siyah,
Mühürleniyor mavi, tekinsiz ormanlara.
Sen yine kendinden bil, uyanıp gel bir sabah;
O azgın nehirlerde akıl almaz bir seyir…
Al al doğuyor ufuk, aşiyan harmanlara
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Toprak damlı evleri ağartıyor her deyiş,
Her hisleniş gizliyor, huzur dizlediğimi.
Hangi vakit kor düşse bu çetrefil bekleyiş,
Sen hayalime sarıl, kekik kokusu emzir.
Kimse bilmiyor yalnız seni izlediğimi
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Basılan kervanların bozgunluğuna inat
Üzerime kırağı yağıyor ince ince.
Ziyanım imanıma, yitiğime kâinat;
Sen saçını dağıt da bir gece rûyama gir…
Doğurgan coğrafyamda yemişler sütlenince
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

Av avlağında oğul, er sofrasında buğday,
Ûmidim mihmânını sînene sorduğunda.
Telek avuçlamıyor, kiriş sarmıyor bu yay,
O sac perçin tutmuyor, su yutmuyor şu demir.
Pusatsız bir savaşçı safına durduğunda
Gök, yüzünü öpüyor; gökyüzünü Belemir…

REKLAM ALANI
ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.